KASTAMONU



                                        ktpdem


KASTAMONU

Güzelsin!..
Doğanla, dağınla, denizinle,  dokunla, tarihinle, konaklarınla, insanlarınla, evliyalarınla, sahabelerinle, göçmüşlerinle, geçmişlerinle.. Geçmemişlerinle!

Bunca özelliğine rağmen; atıl ve bakir kalmışlığınla, yaşanmışlığın ve yaşamışlığınla güzelsin. Tüm deformasyona uğratılmış haline inat, vakur bir havan var senin.

Kastamonu; dağlara düşkünlük sebebim, insanları tanımaya ilk başladığım şehir.. Her gelişimde kocaman bir ülkeymiş gibi bitiremediğim, yeni yerlerini keşfettiğim, savaş görmemiş şehir.

Güzelsin! İnsan bir şehre sık gittiğinde onunla bir hukuku oluşuyor. En azından ben öyle hissediyorum. Doğup, büyüdüğüm uğruna savaşlar verilen İstanbul’dan çok başka başka şehirlerde, başka köylerde anılarım oldu niyeyse.
 
İnsan bir şehre tekrar tekrar gittiğinde yapacakları ve görecekleri kısıtlanır. Sende bir cevher var sanki gördükçe, başka kapını açıyorsun. Aynı yere gidip, başka bir şeyi farketmeyi seninle yaşadım. Belki her yolculuğum gibi sana gelişlerimin de telaşlı, kısa süreli oluşunun da etkisi oldu. Belki bundan dolayı sıkılmadım aynı mekanlarını gördüğümde de...

Vedaya zorlandığım tek şehir oldun. Seninle geçen her ânın bir hikayesi vardı. İnsana dolu dolu hatıralar veriyordun. Ziyaret edip, eli boş dönen olduğunu sanmıyorum. Sana gelenlerin anlatacakları hikayeleri oluyor. Yıllar geçse de bıkmadan anlatılır, dinlenir hikayeler.

Evliyalar şehri Kastamonu; sende, iki dünya içinde çok güzel insanlar tanıdım, Kâmil dostlarla buluştum.  Araf’taki bizlere her durumda umut oldun, burukluktan ziyade şevk oldun. Hele bir dönem öyle coşkun duygular bağışladın ki; İstanbul’la yol mesafen gece yolculuklarıyla, bir odadan diğerine geçiş gibiydi. 


Tüm şehirlerden, topluca sana akıyordu insanlar. Tuhaftır, az kişi haberdar bu cazibenden. Sana gelen arındı, suyunda şifa buldu. Bazen huzurun ters tepse de her daim koynunda gönlü güzeller besleyip, kanatları çıkınca çeşitli yerlere salıverdin.
Sana her geldiğimde kendimi sorguladım. Huzuruna her vardığımda, huzurunla huzur buldum. Herkese, her şeye rağmen... Her gelişimde ruhum tazelendi, sayısız tekrar edilen hatıralarla.. Kendine sakladığın güzelliğinle hissettirdiğin hep, aşktı.

Sende sevdiğim insanlar tanıdım. En çok sevdiğim de sendeydi.. Seninle hatıralar biriktirdim, En sevdiğimle, en sevdiğime gidişim de ilk seninle oldu. Son görüşlerimde seninle… Aklıma her geldiğinde yüzümü güldüren, tebessüm ettiren, ağlatan başka şehir bilmem. Yani o şehri şehir yapan bunca güzelliği başka yerde bilmedim.  
 
Cazipsin! Velilerinle, meczubunla, tabiatınla, tarihinle.. Bıraktıklarınla... Huzurlu huzurundan mı huysuz tabiatından mıdır bilmem, her gelişimde ayrı cezbediyorsun. Sanki cevher gizli sende. En güzel ve tebessüm bırakan buruk hatıralarımı biriktirdiğim şehir.. Sende hep bir parçam oluşu bundan. 

Hz. Pir’in huzurundan küçüklükten beri kopuk kopuk da olsa halleşmelerimiz oldu. Eski bahçesinde sohbetler, zikirler hala gözümün önüne gelen özel anlarındandır. Hala da o korkularım geçmiş değil; çok yakın olmak istemediğim her şey aynı.. Sen beni anlarsın.

Deniz tarafındaki köylerinden birinde sevdiğim biri doğdu, büyüdü, gurbete gitti.. Tekrar geri döndü. Sana hizmet etmeye çalıştı, büyüdüğü yerlere. Yani yaşadı seni. Sende öldü, toprağınla sardın, ulu ağaçlarınla gölgelik yaptın ona... Sende yeniden doğdu.

...
kutupsal@hotmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder